Ramazan’da Temel İbadetlere Fiili Engelleme
Uluslararası sivil toplum kuruluşları ve bölgeden haber alan aktivistlerin aktardığı bilgilere göre, Doğu Türkistan genelinde Ramazan ayına yönelik kısıtlamalar her yıl daha da derinleşiyor. 2026 yılı itibarıyla güncelliğini koruyan verilere göre, bölgedeki baskı politikaları şu başlıklar altında toplanıyor:
-
Oruç Tutma Yasağı: Kamu personeli, öğretmenler, öğrenciler ve işçilerin oruç tutması fiilen yasaklanmış durumda.
-
Restoran Zorunluluğu: Müslüman işletmecilere ait restoranların gündüz saatlerinde açık tutulması zorunlu kılınarak oruç ibadetinin önüne geçilmeye çalışılıyor.
-
İbadethanelere Kısıtlama: Camilerde toplu iftar organizasyonlarına ve Teravih namazlarına izin verilmezken, dini faaliyetler "aşırılık" kapsamında denetleniyor.
"Mesleki Eğitim" Adı Altında Zorunlu Çalıştırma
Çin'in "mesleki eğitim merkezi" olarak adlandırdığı, ancak uluslararası kamuoyunun "toplama kampları" olarak tanımladığı merkezlerde ibadet tamamen imkansız hale getirilmiş durumda.
İnsan Hakları İhlalleri ve Çalışma Kampları: İbadetlerin önüne geçmek amacıyla çalışma saatlerinin artırıldığı ve "köle işçi" olarak nitelendirilen zorunlu iş gücü uygulamalarının Ramazan ayında yoğunlaştırıldığı belirtiliyor. Çin yönetimi bu politikaları, bölgeyi "modernleştirme" ve "radikalizmden arındırma" teziyle savunuyor.
Sosyal Baskı: Sakal, Tesettür ve İletişim Engeli
Bölgedeki baskılar sadece ibadetlerle sınırlı kalmıyor; günlük yaşamdaki dini semboller de hedef alınıyor:
-
Görünüş ve Kıyafet: Erkeklerin sakal bırakması, kadınların ise İslami tesettüre uygun giyinmesi "radikalizm göstergesi" sayılarak cezai işlemlere konu olabiliyor.
-
Yurt Dışı İrtibatı: Türkiye başta olmak üzere yurt dışında yaşayan akrabalarla telefon veya sosyal medya üzerinden iletişim kurmak, "şüpheli faaliyet" olarak değerlendirilip sorgulama veya tutuklama sebebi sayılabiliyor.
Uluslararası Kamuoyunun Tepkisi
Birleşmiş Milletler (BM) ve çeşitli insan hakları örgütleri, Doğu Türkistan’daki bu uygulamaların "din ve vicdan hürriyeti"ne aykırı olduğunu belirterek Çin'e şeffaflık çağrısında bulunmaya devam ediyor. Diasporadaki Uygur Türkleri ise seslerini duyurmak için sosyal medya üzerinden farkındalık kampanyaları yürütüyor.
