Güneşimize Gölge Etmeyin: Çatı GES’te Asıl Engel Finansman Değil, Bürokrasi!

Dünyada milyonlarca hanenin çatısı güneşle ışıldarken, Türkiye’de neden hala on binler seviyesinde sayıklıyoruz? Coğrafi konumumuz gereği bir "güneş imparatorluğu" olmamız gerekirken; ABD, Çin ve Avrupa’nın neden bu kadar gerisindeyiz?

Yatırımın Geri Dönüşü 3 Yıla Düştü, Ama...

Bugün sanayi tesisleri ve ticari işletmeler için bir Çatı Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulumu, kendini 3 ila 5 yıl gibi rekor bir sürede amorti ediyor. Yani ortada ekonomik açıdan son derece rasyonel, finansmanı öz kaynak veya krediyle rahatça çözülebilir bir tablo var. Ancak yatırımcı "parasıyla rezil olma" korkusuyla geri duruyor. Çünkü Türkiye’deki asıl darboğaz; hantal bürokrasi, mevzuat istikrarsızlığı ve yönetimsel engeller üçgeninde düğümleniyor.

Yatırımcının Hevesini Kıran 6 Temel Engel

Türkiye’nin güneş potansiyelini prangaya vuran sebepleri masaya yatırdığımızda karşımıza şu acı liste çıkıyor:

  1. Regülasyon İstikrarsızlığı: Kurallar o kadar sık değişiyor ki, yatırımcı "Bugün kârlı görünen sistem, yarın bir gece yarısı kararnamesiyle zarara dönüşür mü?" endişesi yaşıyor. Mahsuplaşma kurallarındaki belirsizlik güveni zedeliyor.

  2. Trafo Kapasitesi "Bahanesi": Birçok yatırımcı, dağıtım şirketlerinden (EDAŞ) "kapasite dolu" yanıtını alıyor. Oysa çatı GES, enerjiyi üretildiği yerde tükettiği için şebeke yükünü artırmaz, aksine rahatlatır. Buradaki şeffaflık eksikliği üretimin önündeki en büyük setlerden biri.

  3. Bürokratik Labirent: Avrupa’da sadece dağıtım şirketine haber vererek kurulan sistemler, bizde belediye, itfaiye, TEDAŞ ve EDAŞ gibi ondan fazla kurumun onayına tabi. Haftalar sürmesi gereken süreçler aylara, bazen yıllara yayılıyor.

  4. Apartman ve Site Mevzuatı: Kat Mülkiyeti Kanunu’ndaki "oy birliği" şartı, mesken çatılarının boş kalmasına neden oluyor. Komşu rızası aramak yerine, Avrupa’daki gibi yeni binalarda GES zorunluluğu getirilmesi gerekiyor.

  5. Sübvansiyon Tuzağı: Devletin elektrik faturalarını milyarlarca lira ile sübvanse etmesi, halkın elektriği "ucuz" sanmasına ve güneş yatırımından uzaklaşmasına neden oluyor. Piyasa gerçeklerinden kopuk tarifeler, enerjide dışa bağımlılığı besliyor.

  6. Adaletsiz Fiyatlandırma: İthal ve dışa bağımlı nükleer enerjiye 12-15 sent alım garantisi verilirken; yerli, milli ve temiz güneş enerjisini sisteme veren vatandaşa 2 sent civarı ödeme yapılması kabul edilemez bir tezatlıktır.

Sonuç: Gölge Etmeyin Başka İhsan İstemez!

Türkiye’nin enerji bağımsızlığı yolu çatılardan geçiyor. Her yıl 60-70 milyar doları dışarıya enerji faturası olarak ödemek kaderimiz değil. Devletten nakdi teşvik beklemiyoruz; sadece süreçlerin dijitalleştiği, "tek durak ofis" mantığıyla izinlerin hızlandığı ve 10 yıllık adil bir alım garantisinin sunulduğu bir güven ortamı istiyoruz.

Temiz ve bedava olan güneşimize daha fazla gölge edilmesin. Bürokrasi azalsın, çatılar yerli enerjiyle dolsun!

YORUM EKLE